1. Haberler
  2. Yaşam
  3. Erzincan’da Kültür Rüzgarı: Yaşayan Miras Şöleni Şehre İz Bıraktı

Erzincan’da Kültür Rüzgarı: Yaşayan Miras Şöleni Şehre İz Bıraktı

Erzincan’da Kültür Rüzgarı: Yaşayan Miras Şöleni Şehre İz Bıraktı
Erzincan’da Kültür Rüzgarı: Yaşayan Miras Şöleni Şehre İz Bıraktı
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Anadolu’nun kadim toprakları, her köşesinde farklı bir medeniyetin, farklı bir ustalığın izlerini taşır. Bu topraklarda doğan, nesilden nesile aktarılan, el emeği ve göz nuruyla harmanlanmış değerlerimiz, “yaşayan miras” olarak adlandırdığımız o eşsiz hazinemizi oluşturuyor. İşte bu hazineyi gün yüzüne çıkarmak, unutulmaya yüz tutmuş zanaatları genç kuşaklarla buluşturmak ve bir kültür köprüsü kurmak amacıyla düzenlenen Erzincan Yaşayan Miras Şöleni, bu yıl ikinci kez kapılarını sanatseverlere açtı.

Bihaber.tr editörleri olarak, 3 Temmuz’da başlayan ve 5 Temmuz’a kadar Erzincan’ın merkezindeki Dörtyol Meydanı’nı bir açık hava atölyesine dönüştüren bu muazzam organizasyonun detaylarını, usta zanaatkarların hikayelerini ve şehrin kültür hayatına kattığı renkleri sizler için kaleme aldık.

Dörtyol Meydanı’nda Kültürel Bir Şölen

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla; Erzincan Valiliği, Erzincan Belediyesi ve Mustafa Baştan Kültür ve Sanat Derneği’nin iş birliğiyle organize edilen şölen, adeta bir zaman makinesi görevi gördü. Türkiye’nin dört bir yanından gelen 21 farklı ilden yaklaşık 60 Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı, birikimlerini Erzincanlılarla paylaştı.

Dörtyol Meydanı, şölen boyunca sadece bir meydan değil, ustaların çekiç seslerinin, tezgah tıkırtılarının ve sanatın her türünün iç içe geçtiği yaşayan bir organizmaya dönüştü. Ziyaretçiler, stantları gezerken yalnızca ürünleri değil, o ürünün arkasındaki binlerce yıllık tecrübeyi de deneyimleme şansı buldular.

Bir Sanat Geçidi: Hangi Zanaatlar Vardı?

Şölende yer alan el sanatları yelpazesi, Anadolu’nun ne kadar zengin bir üretim kültürüne sahip olduğunun en somut kanıtıydı. Ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği bazı sanat dalları şunlardı:

  • Maden ve İşleme: Bakır işleme, telkari, savatlı gümüş işleme ve mücevher sâdekârlığı.

  • Dokuma ve Tekstil: Rize bezi dokuma, cicim dokuma, iğne oyacılığı, Lefkara nakışı ve kırkyama.

  • Ahşap ve Dekoratif Sanatlar: Ahşap oyma, ahşap kaşık yapımı, baston yapımı, tespih yapımı, sedef kakma ve filografi.

  • Doğal Taş ve Cam: Oltu taşı işlemeciliği, lüle taşı işlemeciliği, mozaik ve Beykoz cam işleri.

  • Geleneksel Deri ve Diğer: Yemenicilik, bıçakçılık, deri işleme, Türk okçuluğu, geleneksel giysili bebek yapımı ve ebru sanatı.

Her bir stantta, o zanaatın son temsilcilerinden biri olan ustalar, işlerini adeta bir ritüel ciddiyetiyle icra ettiler. Bir gümüş işleyicisinin ince dokunuşları veya bir çömlek ustasının çarkın başındaki o meşhur sabrı, izleyenleri hayran bıraktı.

Sanat, Sadece El Emeği Değildir

Şölen sadece el sanatlarıyla sınırlı kalmadı. Türk Süsleme Sanatları’nın zirve örnekleri de sergilenerek görsel bir şölen sunuldu:

  • Damlanur Aşcı’nın nazik dokunuşlarıyla Tezhip eserleri,

  • Meryem Yazıcı’nın her harfi ayrı bir estetik olan Hüsn-i Hat tabloları,

  • Veli Akbulut’un elinden çıkan Cilt sanatının nadide örnekleri, sanatseverlerin uzun süre incelediği eserler arasındaydı.

Çocuklar Gelenekle Tanıştı

Modern dünyanın dijital ekranlarına hapsolan çocukları geleneksel oyunlarla buluşturmak şölenin en önemli misyonlarından biriydi. Dörtyol Meydanı’nda oluşturulan çocuk oyun alanlarında minikler; mangala, topaç çevirme, seksek ve dokuztaş gibi oyunlarla hem eğlendiler hem de arkadaşlığı, kazanmayı ve kaybetmeyi geleneksel yollarla öğrendiler. Ayrıca Karagöz sanatçısı Mehmet Melih Salcan’ın gösterisi ve Oğuzhan Vartolioğlu’nun kukla gösterileri, meydanı kahkahalarla doldurdu.

Konserlerle Yükselen Coşku

Şölen, sadece gözlere değil, kulaklara da hitap etti. 3 Temmuz Cuma akşamı sahneye çıkan ünlü sanatçı Ferhat Göçer, Erzincanlılara unutulmaz bir gece yaşattı. Konserin tamamen ücretsiz olması, meydanın dolup taşmasını sağladı. 4 Temmuz Cumartesi akşamı ise Erzincan’ın müziğe olan tutkusu, Salih Gündoğdu ve Eren Can Yıldız ile devam etti. Sazın ve sözün buluştuğu bu gece, şölenin ruhuna tam anlamıyla tercüman oldu.

Bir Kültür Köprüsü: Neden Önemli?

Erzincan Yaşayan Miras Şöleni, sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda kültürel belleği diri tutma çabasıdır. Bugün seri üretimin, plastiğin ve makineleşmenin egemen olduğu dünyada; el yapımı bir bakır tabağın, özenle işlenmiş bir ahşap oyuncağın veya sabırla düğüm atılmış bir nakışın değeri her zamankinden daha fazladır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü Halk Kültürü Dairesi Başkanı Pervin Oymak ve Erzincan İl Kültür ve Turizm Müdürü Oğuzhan Kılıç’ın katılımıyla gerçekleşen incelemeler, devletin bu tür geleneksel sanatlara olan ilgisinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi. Sanatçılara verilen katılım belgeleri, birer kağıt parçası değil, aslında bu zorlu meslekleri sürdüren ustalara verilen bir “teşekkür” ve “takdir” nişanıydı.

Editörden Not: Erzincan Bir Kültür Havzasıdır

Erzincan, coğrafi olarak geçiş noktasında bulunmasının avantajıyla her zaman bir ticaret ve kültür merkezi olmuştur. Şölenin burada ikinci kez düzenlenmesi, şehrin bu mirasın koruyuculuğunu üstlendiğinin bir göstergesidir. Bihaber.tr olarak, emeği geçen tüm kurumlara, özellikle de soğuk demir, sert taş ve narin ipliklerle mucizeler yaratan o 60 güzel yürekli ustaya teşekkür ederiz. Unutulmamalıdır ki; bir kültürü yok etmek isterseniz önce sanatını, sonra zanaatını, en sonunda da dilini yok edersiniz. Bu şölen, işte bu yok edişe karşı en güzel savunmalardan biridir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Soru 1: Erzincan Yaşayan Miras Şöleni hangi amaçla düzenleniyor? Cevap: Unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarını yaşatmak, zanaatkarları sanatseverlerle buluşturmak ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak amacıyla düzenlenmektedir.

Soru 2: Şölene katılan zanaatkarlar Erzincanlı mıydı? Cevap: Hayır, Türkiye’nin 21 farklı ilinden toplamda 60’a yakın Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı şölene katılarak kendi yörelerinin zanaatlarını tanıttı.

Soru 3: Şölen kapsamında sadece el sanatları mı tanıtıldı? Cevap: Hayır; el sanatlarının yanı sıra geleneksel çocuk oyunları, kukla ve Karagöz gösterileri, halk müziği konserleri ve popüler halk konserleri de organizasyonun parçasıydı.

Soru 4: Gelecek yıllarda bu şölenin devamı gelecek mi? Cevap: Bu yıl ikincisi düzenlenen ve büyük bir ilgi gören şölen, gelenekselleşme yolunda emin adımlarla ilerliyor. Erzincan’ın kültürel takviminde önemli bir yer edinmesi bekleniyor.

Soru 5: Çocuklar şölenden nasıl faydalandı? Cevap: Çocuklar için özel olarak kurulan oyun alanlarında geleneksel oyunları (mangala, topaç vb.) deneyimleme fırsatı buldular ve Karagöz/kukla gösterileriyle keyifli vakit geçirdiler.

Soru 6: Şölenin ziyaretçilere maliyeti neydi? Cevap: Şölen kapsamındaki tüm sergiler, gösteriler ve konserler sanatseverler için tamamen ücretsiz olarak gerçekleştirildi.

Soru 7: Bu şölen kültür sanat sektörüne nasıl katkı sağlıyor? Cevap: Zanaatkarların eserlerini geniş kitlelere tanıtmasına, sanatın “el emeği” yönünün değerinin anlaşılmasına ve yerel turizmin canlanmasına doğrudan katkı sunuyor.

Erzincan’dan gelen bu güzel rüzgarın, tüm Türkiye’nin kültürel köklerine ilham olması dileğiyle!

Erzincan’da Kültür Rüzgarı: Yaşayan Miras Şöleni Şehre İz Bıraktı
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir